İnter: Yin Ve Yang’ın Sonsuz Döngüsü

İtalya’nın en meşhur kulüplerinden İnter ve taraftarlarının yaşadığı içinden çıkılmaz sonsuz döngü. Alper Erdem’in kaleminden…


Hayatta her şeyin bir hikayesi olduğuna inanırım. Belki de bu yüzden, hikayelerin peşinde koşup duruyorum. Hikayelerdeki tutkulu insanları anlatmayı, onları başka başka insanlarla buluşturmayı çok seviyorum. Öte yandan insanların buluşmalara geç kalmasını ise hiç sevmiyorum. Bu yüzden lafı fazla dolaştırmadan sizlere bu yazının kahramanlarını takdim edeyim. Az sonra bu satırlarda okuyacağınız hikaye, Inter taraftarlarının hikayesi. Onlar, hayal kırıklıklarıyla dolu sonsuz bir döngüye hapsolmuş, tutkulu futbolseverler…

* * *

“Mesele en mutlu olduğun o gün, en güzel hayaller kurduğun o gün ölmekmiş.”

Uluç Bayraktar, Ezel, 2009-2011

Dualist kozmolojiyi daha önce duydunuz mu? Belki bunu duymamış olabilirsiniz ancak Kadim Çin geleneğindeki Yin ve Yang kutuplarını muhtemelen duymuşsunuzdur. İçeriye, karanlığa doğru kıvrılan Yin kutbu ve onun tam tersine ışığa yönelen Yang kutbu. Evrende her şeyin birbirine bağlı zıtlıklar üzerine kurulduğunu söyleyen ve karanlığın sınırında ışığın, ışığın sınırında ise karanlığın başladığını söyleyen bir felsefe. Karşıtlıkların sonsuz döngüsü.

DÖNGÜ AÇ PARANTEZ

1997 yılında dünya futbolunun gelmiş geçmiş en büyük forvetlerinden biri mavi siyahlı formayı sırtına geçirdi. Binlerce Inter taraftarı sevinçten çılgına dönmüş ve ikonik Inter formalarına onun ismini bastırmıştı: Ronaldo, namı diğer “El Fenomeno”.

Fenomen, formayı sırtına geçirip sahaya adım attığı anda döngü başlamıştı. O sezon Serie A’da 32 maça çıkmış ve rakip ağlara 25 gol göndermişti. Buna karşın onu özel kılan attığı gol sayısı değildi. Ronaldo, Inter taraftarları için yağmur sonrası güneş gibiydi. Topu ayağına her aldığında parlıyor, ona bakanların gözlerini kamaştırıyordu. Mavi ve siyahın arasında, bir gökkuşağı gibi rengarenkti.

inter

Ronaldo, ilk sezonunda Inter’e hasret kaldığı şampiyonluğu getirememişti belki ama 1998 UEFA Kupası Finali’nde Lazio karşısında yaptıklarıyla Interli taraftarlara Avrupa’nın iki numaralı kupasını armağan etmişti. Interli taraftarlar yere göğe sığdıramadıkları süper yıldızlarının hediyesi karşısında mutluluktan havalar uçmuşlardı.

Kasım 1999’da, onlara mutluluk bahşeden sihirli ayaklar yerden kesilmiş ve Ronaldo ilk büyük sakatlığını yaşamıştı. 5 ay sonra geri dönen Ronaldo, sadece 7 dakikalığına Interli taraftarlarla hasret giderebilmişti. Couto karşısında hareketini denerken bir daha asla eskisi gibi olamayacağını haber veren o ses, onu izleyen herkesin kulaklarında çınladı. Interli fenomen, zirveye çıkışının ardından yere çakılmıştı. Yin ve Yang. Inter taraftarları mutlulukla geçirdikleri ayların ardından çok hızlı bir biçimde yere çakılmışlardı.

Ronaldo, bu sakatlıktan yıllar sonra 2002 Dünya Kupası’nda şov için sahadaydı. Karanlığın en dip noktasında Çinli bilgelere nazire yaparcasına ışığı bulmuş ve tekrar ayağa kalkmıştı El Fenomeno. 2002 Dünya Kupası’nda öyle şeyler yapmıştı ki, Belçika’da arkadaşının evinde maçı heyecanla izleyen bir çocuğu bile büyülemişti. Çocuk kendi kendine düşünmüştü. Çok büyük futbolcular vardı ancak bu adam özeldi.

ÖZEL BİRİ AÇ PARANTEZ

Dünyadaki tek özel adam elbette Ronaldo değildi. Inter taraftarı El Fenomeno’yu kaybetmenin acısını derinlerde hissetmişti. Ancak hayat devam ediyordu. Elbette herkes gibi Ronaldo da zamana direnemeyecek ve unutulacaktı. Geçen yıllardan sonra Inter üst üste gelen Serie A şampiyonluklarıyla İtalya’nın sefiri olmuştu. Şampiyonluklar geliyordu gelmesine ama herkes bunda İtalya’da patlayan şike skandalının da payı olduğunu biliyordu. Zira hem Juventus hem Milan bu süreçte kan kaybederken, Inter daha da güçlenmişti.

Belki de bu yüzden Interli taraftarlar Scudetto (İtalya Şampiyonluğu) ile yetinmiyorlardı. Onlar daha önce başaramadıkları o en büyük kupayı istiyorlardı. Bu yüzden tıpkı Ronaldo gibi çok özel birine ihtiyaçları vardı. Özel biri, Londra’dan Milano’ya adım attığında tüm taraftarlar onun adını haykırıyordu: Jose Mourinho!

inter

Mourinho, geldiği günden başlayarak Inter taraftarının elinden tutup onlara mutluluk arayışında liderlik etti. İlk sezonunda Scudetto’yu kazandı. Buna karşın o, bunun için Milano’ya gelmemişti. Şampiyonlar Ligi Son 16 turunda Manchester United’a elendikleri maçın ardından soyunma odasında başkan Moratti’yi aramış ve futbolcuların önünde ona şöyle demişti: 4 futbolcu alırsak, seneye Şampiyonlar Ligi’ni kazanabiliriz.

Bu andan yaklaşık 1 yıl sonra Inter, Şampiyonlar Ligi Finali’nde Bayern Münih’in rakibiydi. Bu maçın öncesinde, yenilmez denilen Guardiola Barcelona’sına karşı alınan zafer Inter taraftarını o kadar tatmin etmişti ki, herkes finalde galip gelecek tarafın Inter olacağına kesin gözüyle bakıyordu. Beklenen oldu, Inter tarihinde ilk kez kupayı kazandı. Fenomen’in ayrılığından beri Inter taraftarı belki de ilk kez böylesine kendinden geçiyordu. En son bu kadar mutlu olduklarında yaşananları kimse hatırlamıyordu.

Buna karşın final sonrası Mourinho, Real Madrid’in başına geçmek için Milano’yu terk ettiğinde herkes ne olduğunu hatırladı. Cevap basitti. Yin ve Yang. Interli taraftarlar bu kez sahiden en mutlu oldukları gün, kalplerinden hançerlenmişti. Interlilerin o gece neler hissettirdiğini anlamak için, Şampiyonlar Ligi’ni kazanan takımın değişmez savunması Matterazi’nin, stadyumdan ayrılırken yaşadıklarını hatırlamak yeterli. Dakikalar önce Avrupa’nın en büyüğü olmuş takımın oyuncusu, takım otobüsünün yanında hıçkırarak ağlıyordu. Ona sarılan ve gözlerindeki yaşları gizlemeye çalışan Mourinho’yu tutarken Inter taraftarı olmanın biraz da bu demek olduğunu çaresizlikle kabul ediyordu belki de. Matterazi’nin yaşadıklarını, sonraki günlerde mavi siyah formaya gönül vermiş binlerce genç adam da yaşayacaktı.

GENÇ ADAM AÇ PARANTEZ

Mourinho, Inter’den ayrıldıktan sonra Real Madrid kariyerinde şampiyonluğa ulaşmış ve sonrasında evine, Chelsea’ye dönmüştü. Chelsea’deki ilk antrenmanına çıkan özel biri, özel insanlara zaafı olan Belçikalı forvetin dikkatini çekmişti. 2002’de Ronaldo’nun ne kadar özel olduğunu televizyon başında izleyen bu genç adam, şimdi bütün dünyanın “özel biri” dediği Mourinho karşısındaydı.

Inter, Mourinho sonrasında mutlak bir düşüşe geçmişti. Interli taraftarlar için olan bitene inanmak hayli zordu. Daha aylar önce Avrupa’nın zirvesinde yer alan kulüpleri, günler geçtikçe güç kaybediyordu. Serie A, diğer Avrupa ligleri arasında geriliyordu. Geri dönen Juventus, kaybolan yılların acısını çıkarırcasına peş peşe şampiyonluklar kazanıyordu.

Maddi olarak da hayli zor günler geçiren Inter için kurtarıcı (!) Çin’den geldi. Yin ve Yang felsefesini bu kadar içten benimsemiş bir kulüp için, hayli uygun bir tercih öyle değil mi?

Zhang Jindong, Çin Ligi’nin bir anda ortaya çıkan ve dünyayı kavuran finansal atılımının temel aktörlerinden biriydi. 2015 yılında Asya’dan gelen büyük fırtına Avrupa futbol dinamiklerini yerinden sarsarken, Suning Holdings Groups’un başındaki Zhang Jindong bu rüzgarın taşıyıcılarındandı.

Buna karşın Çin rüzgarı uzun vadeli olmadı. Çin kulüplerinin yaptığı yatırımların bir “balon” olduğu çok geçmeden anlaşıldı. Ancak Suning Holdings Groups, kendini Çin dışına atmayı başararak 2016 yılında Inter’in büyük hissedarı konumuna geldi. Zhang Jindong ise İtalyan devinin başına başkan olarak çok güvendiği bir ismi atadı, kendi oğlunu: Steven Zhang.

Steven Zhang’ın gelişi, Inter taraftarlarınca karışık duygularla karşılandı. Bir kesim onu kulübü batmaktan kurtaracak kişi olarak görürken, daha gelenekçi olanlar şüpheliydi. Buna rağmen kuruluşundan beri Inter’de gelenekçilerin kazandığı pek az savaş vardı.

26 yaşındaki Çinli başkan, öncelikle kulübün finansal yapısını düzene soktu. Ardından sıra Inter taraftarını hasretini çektikleri Scudetto’ya ulaştırmaya gelmişti. Steven Zhang, şampiyonluk için takıma elit seviye bir hoca gerektiğini bilecek kadar akıllıydı. Bu yüzden tercihi, İtalya’da rüştünü ispat etmiş Antonio Conte olmuştu. Ancak Conte hamlesi tek başına yeterli değildi. Özel bir dokunuşa daha ihtiyaç vardı.

9 NUMARA AÇ PARANTEZ

İlk antrenmanında Mourinho’nun gözlerinin içine bakan Belçikalı genç, hiçbir zaman onun favori oyuncularından biri haline gelemedi. Buna karşın asla pes etmeyen Belçikalı, önce Everton sonra ise Manchester United’a gitti. Onun hayallerinin gerçekleştiği an ise, 2019 yılıydı. Steven Zhang, Conte’nin eline bir mücevher vermek istiyordu. Bu isteğin sonucunda Manchester’dan Milano’ya bir adam indi. Ronaldo’yu izleyerek büyümüş bu adam, Ronaldo’nun mirası olan mavi siyahlı 9 numarayı sırtına geçirecek ve Inter taraftarının sevgisini kazanacaktı. Mavi siyahlı formanın altında artık Lukaku yazıyordu.

Lukaku, tıpkı idolü Ronaldo gibi ilk sezonundan çıtayı en yükseğe koymuştu. 2019-2020 sezonunda attığı 27 gol bir şeylerin habercisi gibiydi. Inter taraftarı, uzun yıllar sonra 9 numaranın büyüsüne tekrar kapılmıştı. Evet belki Belçikalı, Fenomen kadar ışıltılı değildi ancak en azından sakatlanmayacak kadar güçlü olduğunu göstermişti. Bu adamı yıkmak mümkün değildi.

2020-2021 sezonu ise Inter taraftarları için rüya gibiydi. Juventus’un geri dönüşünü hazırlayıp, 9 yıllık şampiyonluk serisini başlatan Conte, kendi başlattığı saltanatı yıkmayı kafasına takmıştı. Lukaku, Barella, Eriksen, Martinez ve diğerleri… Inter, nihayet geri döndüğünü her maçta ilan ediyor ve 11 yıllık aranın ardından şampiyonluğu kazanıyordu. Lukaku, elbette bu zaferin baş mimarıydı. Ligin 34. haftasında Atalanta ile Sassuolo 1-1 berabere kaldığında, aynı haftayı 2-0’lık Crotone galibiyetiyle kapatan Inter şampiyonluğa ulaşmıştı. O anda Milano şehri, pandeminin tüm etkilerine rağmen mavi ve siyaha bürünmüştü.

inter

Inter taraftarlarının bu kadar mutlu oldukları her an, büyük bir çöküşün habercisi olmak zorunda mıdır bilinmez ancak bu kulübün iliklerine kadar (Çinli bir başkanın varlığıyla daha da pekişerek) Yin ve Yang felsefesine bağlı olduğunu söyleyebiliriz.

Kurtarıcı olarak gelen Çinli şirket Jiangsu Suning, yıl içinde Çin’deki takımı Jiangsu’yu kapatmış ve devletin de yönlendirmesiyle(!) Çin kurallarına uygun olarak yatırımlarını “temel” perakende işlerine aktarmıştı. Uzak Doğu’dan gelen tüm bu haberler yaşanacak felaketlerin sinyallerini veriyordu.

Milano meydanın şampiyonluğu kutlayan Interliler aylar sonra, önce Conte’nin ayrılışıyla bir şok yaşadı. Yine uzun yıllar sonra gelen bir zafer ve yine onları terk eden bir teknik direktör. Bu tecrübeyi daha önce de yaşayan Interliler, Conte’nin ayrılışını zor da olsa kabullendiler ve kendilerini teskin ettiler. Conte gitmiş olabilirdi ancak buna rağmen kadro büyük oranda korunacaktı (?).

Dedik ya, burası Inter. En mutlu oldukları anda dibi görmek onların makus talihinde var. Conte’nin ardından bir büyük ayrılık Hakimi’nin PSG’ye gidişi olmuştu. Hakimi, Inter’in şampiyonluğundaki en kilit isimlerden biriydi ancak en nihayetinde sadece çok iyi bir oyuncuydu. Yeri başka bir isimle dolardı…

Yeri dolmayacak isim ise elbette 9 numaralı formanın sahibiydi. Romelu Lukaku, kalmak için ne kadar dirense de kulübün finansal durumu göz önüne alındığında ayrılmak zorunda kaldı. Belçikalı genç adam, 2002 Dünya Kupası’nda hayranlıkla izlediği idolünün 9 numaralı mavi siyah formasını sırtından çıkaracak ve Londra’nın yolunu tutacaktı…


Inter taraftarı sonsuz bir döngüye hapsolmuş gibi. Yin ve Yang… Karanlığın içindeki ışık, ışığın içindeki karanlık; mavi ve siyah renklerin arasına gizlenmiş, en büyük hayallerin gerçekleştiği günlerin ardından gelen yıkımlar. Interli taraftarların artık benimsedikleri hayal kırıklıkları. Karşıt duyguların iç içe geçtiği, zıt kutupların sonsuz döngüsü. Yin ve Yang.

Tüm parantezleri kapat ya da dur! Kapatma. Sonuçta bu bir döngü değil mi? Bırakalım parantezler açık kalsın, onları kapatıp Çinli bilgeleri kızdırmayalım. Inter taraftarları her düştüklerinde kalkacak gücü Yin’de bulsun ve her mutlu anlarında Yang’ı hatırlasın. Biz de onların eşsiz hikayelerine tanık olmaya devam edelim…

“Yani demek istediğiniz,” dedi Breuer, “yaptığım her eylem, yaşadığım her acı bu sonsuz döngü içinde yine mi yaşanacak?

Nietzsche Ağladığında, Irvin D. Yalom


Plase:

Total
0
Shares
Önceki Yazı

64 | Miami gp

Sonraki Yazı
Caster Semenya kapak

Caster Semanya: Asker Olmak İstiyordum

Bunlar da ilgini çekebilir