Şili ve Tarihi Utancı: Hiç Oynanmaması Gereken Maç

Şili askeri darbesi, Dünya Kupası elemeleri ve hiç oynanmaması gereken bir Sovyet Rusya maçı… Terör ve ölümü beraberinde getiren 1973 askeri darbesinin utancı, Şili için yalnızca siyasi ve askeri düzeyde değildi.

Takvim yaprakları 11 Eylül 1973’ü gösteriyordu, Şili halkı güne gözlerini radyolardan yükselen haberlerle birlikte açmıştı. Tüm halk büyük bir şok ve duydukları karşısında derin üzüntü yaşıyordu. Dünyanın seçimle gelmiş ilk Marksist lideri olan Salvador Allende’ye karşı düzenlenen darbe kimi taraf için beklenen bir şeydi. Şili başkanlık sarayı La Moneda’da uzun saatler boyunca bomba seslerinden başka bir ses duyulmadı. Darbe sırasında Başkan Salvador Allende’nin intihar ettiğini öne süren tıbbi otopsi sonuçları ülkedeki hiç kimseyi ikna edemedi. Sivil yönetim kaldırıldı ve askeri liderler ülkenin mutlak kontrolüne sahip bir cunta oluşturdu.

Darbenin etkisi sadece Şili sınırları içerisinde kalmadı elbette. ABD ve Sovyet Rusya arasındaki soğuk savaş ve savaşın yarattığı gerginlik tüm dünyayı etkisi altına almıştı. Darbeyle indirilen lider Allende’nin de ABD’nin bu süreçteki büyük düşmanlarının müttefiki olduğu biliniyordu. Fidel Castro’yla yakın ilişkileri bulunan Allende seçimleri kazandığında ABD Başkanı Richard Dixon, Şili’nin “yeni Küba” olma yolunda ilerlediğini öne sürdü. Savaşın diğer yüzü olan Sovyet Rusya ise Allende’yi büyük bir müttefik adayı olarak görüyordu. Bu düşüncelerin ve belki de parlak Şili geleceği hayallerinin sona ermesi çok uzun sürmedi, askeri cunta ülkeyi tam tersine çevirmek için çalışmalarına hızlı bir şekilde başladı.

Futbol sadece bir oyun mu?
Şili, gazete küpürü
“Estadio Nacional’de 4 bin tutuklu var”

Askeri cunta devlet yönetimini ele aldığında, ilk olarak Allende taraftarlarını bastırmak için çabaladı. Darbe yapmış bir askeri yönetim için bunun çözümü ise oldukça basitti; işkence ve ölüm. Binlerce mahkum(!) Şili’nin çeşitli merkezi noktalarında hapsedildi. Bu merkezlerin en büyüklerinden biri, Şili Milli Takımı’nın maçlarının oynandığı Estadio Nacional’di. Yeşil sahaların görünmeyen yüzü, Şili halkı için işkence odaları anlamına geliyordu. Tüm bu olanların yanı sıra, bu stadyumda oynanması gereken bir Dünya Kupası eleme maçı da yaklaşıyordu. Şili ve Sovyet Rusya, 1974 Dünya Kupası’na katılabilmek için mücadele edecekti.

Askeri darbenin hemen ardından Sovyet Rusya ve Şili arasındaki tüm bağlar koptu. Sovyet Rusya askeri cuntanın yalnızca Şili halkına değil tüm insanlığa karşı bir suç işlediklerini savunuyor, Allende için de adaletin yerini bulmasını istiyordu. Bu da iki ülke arasında oynanması gereken maçı zora sokuyor, her iki takım oyuncuları da oynanacak maçlar için büyük endişe duyuyordu.

Şili ve Sovyet Rusya arasında oynanacak Dünya Kupası elemesi iki ayaklıydı. Maçların biri Moskova’da bir diğeri ise Santiago’da, yani Estadio Nacional’de oynanacaktı. İlk maç 1973 yılının Ekim ayında, Sovyet Rusya’nın ev sahipliğindeydi. Ülkelerinin değişen tutumu sebebiyle Moskova’ya korkarak giden Şilili futbolcular beklenmedik bir oyun ortaya koydu ve maç 0 – 0’lık eşitlikle sonlandı. Sovyetlerin maçtan tek beklentisi, oldukça kolay ve ezici bir galibiyetti.

Rövanş maçı ise Kasım ayında oynanacaktı, yani askeri cuntanın yönetimi darbe yoluyla ele geçirmesinden yalnızca iki ay sonra. Tahmin edeceğiniz üzere, işkence merkezi olarak kullanılan bir stadyumda herhangi bir resmi maç düzenlemek pek de mümkün değildi. Fakat bunu bir fırsat olarak gören askeri cunta, maçı Estadio Nacional’den başka bir yere almayı hiç düşünmedi. Stadyumun ve birçok ülke merkezinin işkenceler için kullanıldığı tüm dünyada konuşuluyordu, cuntanın da amacı maçı burada düzenlemek ve dünyaya Şili’de bir problem olmadığını(!) göstermekti.

Futbol tarihinin en kolay golü: Şili 1 – Sovyet Rusya 0

Maçtan kısa bir süre önce Sovyet Rusya Futbol Federasyonu, FIFA’ya bir itirazda bulundu ve Estadio Nacional’de oynanacak bir müsabakada Sovyet Milli Takımı’nın sahada yer almayacağını iletti. FIFA bu itiraz üzerine Şili’ye bir heyet gönderme kararı aldı. Bu heyetin görevi, stadyumun futbol oynamaya müsait olup olmadığını kontrol etmekti. Heyet Şili’ye vardığında mahkumların tümü çoktan stadyumun çeşitli alanlarına gizlendi. Stadyumun herhangi bir problemi olmadığını ya da işkence merkezi olarak kullanılmadığını FIFA’ya ileten heyet, maçın normal tarihinde ve Estadio Nacional’de oynanmasına karar verdi.

21 Kasım günü geldiğinde, hiç oynanmaması gereken maç maalesef oynandı. Maçtan çok kısa bir süre önce mahkumların hepsi yakındaki bir başka işkence merkezine götürüldü. FIFA ve Şili askeri cuntası için maçın oynanmaması adına hiçbir sebep kalmamıştı. Yine de bu, Şili’nin utanç dolu gününün en şaşırtıcı tarafı değildi. Maç, Sovyet Rusya Milli Takımı sahada olmadan oynandı.

Şilili oyuncular sahaya çıktı, santrayı yaptı ve boş kalelere bir gol gönderdi. İsteksiz bir biçimde bunu yapmak zorunda bırakılan futbolcular için de epey zor bir gündü, kimse o kolay golü atan isim olarak tarihe geçmek istemiyordu. Ancak bu o zamanlar bir kuraldı ve Şili’nin kazanmış sayılması için bunun yapılması gerekiyordu. Maça tekrar başlayacak bir rakip sahada bulunmadığı için Şili, Sovyet Rusya karşısında turu geçmiş taraf sayıldı.

Sovyet Rusya dediğini yapmış ve rövanş maçını oynamak için Şili’ye gelmemişti. Sovyet yönetimi bu kararın protesto amaçlı alındığını ve kendileri tarafından Şili’de gerçekleşen askeri darbe karşısında bir duruş olduğunu savunsa da bu olaydan yıllar sonra birkaç Sovyet Milli Takımı oyuncusu maça çıkılmamasının farklı sebepleri de olduğunu ileri sürdü. Sovyet yönetimi, kendilerinin tam zıttı bir yönetime ve siyasi anlayışa sahip olan bir ülkeye karşı yenilmek istememişti.

FIFA ve Şili için kara bir leke

Oynanan bu maç, tabii eğer bunu bir maç olarak tanımlayabilirsek, hem FIFA hem de Şili tarihi için büyük bir lekeden farklı bir şey olmadı. İki tarafın da maçın oynanmasını normalleştirecek açıklamaları bulunsa da dünya kamuoyu bu açıklamaları hiçbir zaman dikkate almadı. Maçın neden oynandığı, FIFA heyetinin stadyumda nasıl hiçbir işkenceye dair ipucu görmediği gibi sorular ise tamamen cevapsız kaldı. Maçta da oynayan Şili Milli Takımı oyuncularından biri olan Carlos Caszely, bu yaşananın ülke için büyük bir utanç kaynağı olduğunu ve takımın bu saçmalığı neden kabul etmek zorunda olduğunu hala anlamadığını belirtti. Bir sosyalist ve eski başkan Allende’nin taraftarı olduğu herkes tarafından bilinen Caszely ve ailesi de askeri cuntanın yaptığı işkencelerden payını sert bir şekilde aldı.

Askeri cunta yönetimi 1990 yılına kadar, tam 17 yıl, Şili hükümetinin başındaydı. 90’lı yılların başında yapılan demokratik seçimle birlikte diktatörlük dönemi de son bulmuş oldu. İşkence gören insanların yanı sıra askeri cuntanın yaptığı ekonomik atılımlar, kimi tarafından olumlu görüldü ve hatta darbenin Şili tarihi için pozitif sonuçlar doğduğunu savunan insanlar hala mevcut. Darbenin kötülüğü ya da iyiliği bir yana, Şili’nin hala bu dönemden kalma yaralarını sarmaya çalıştığı ise tek gerçek.

Bu trajediden de gördüğümüz kadarıyla futbol, her zaman yalnızca bir oyundan ibaret değildir.

*Konuyla ilgili daha fazla bilgi için, ESPN’in “The Opposition” adlı belgeselini izleyebilirsiniz.

Total
0
Shares
Bir yanıt yazın
Önceki Yazı

Maradona: Dünyayı Ayağında Sektiren Kahraman

Sonraki Yazı
sen kimsin?

1 | alihan akçam

Bunlar da ilgini çekebilir